DUYURULAR
Sitemiz yayın hayatına başlamıştır.(2009-01-24)
SİTE İÇİ ARAMA
ANKET
Bizi Nereden Duydunuz ?




Prof.Dr.Serdar GÖKTAŞ
1961 Yılında Konya'nın Ereğli ilçesinde doğdu. Aynı ilçede Toros İlkokulu, Atatürk Ortaokulu ve Cumhuriyet Lisesi’nde eğitim-öğretim gördü. 1985 yılında Gülhane Askeri Tıp Fakültesinden mezun oldu. Gülhane Askeri Tıp Akademisi bünyesinde, bir yıl süreli mezuniyet sonrası eğitimini tamamladı. Lüleburgaz’da 1986-1988 yılları arasında iki yıl süreli kıta hizmetini yerine getirdi. Ekim 1988'de GATA Askeri Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalında ihtisasa başladı. Kasım 1992’de “Üroepitelyal Tümörlerin Erken Tanı ve İzlenmesinde Lipide Bağlı Sialik Asit (LSA) Değerlendirilmesinin Önemi” isimli tezini tamamlayarak Üroloji uzmanı oldu. 1992-1994 yılları arasında Erzurum Mareşal Çakmak Asker Hastanesinde Üroloji uzmanı olarak görev yaptı. Ağustos 1994'de GATA Üroloji AD Yardımcı Doçent görevine atandı. Ekim 1996-1997 tarihleri arasında, Akademi Staj Tahsil programı dahilinde bir yıl süreyle Amerika Birleşik Devletlerine gönderildi. Colorado Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Colorado Kanser Merkezinde Dr. E. David Crawford’un yanında “Ürogenital Sistem Tümörlerinin Cerrahi Tedavisindeki Yeni Gelişmeler” başlıklı program çerçevesinde Üroloji/Onkoloji fellow’u olarak çalıştı. 18 Kasım 1998 tarihinde Hacettepe Tıp Fakültesi’nde yapılan sınav sonucunda “Üniversite Doçenti” ünvanı aldı. 2008 yılında GATA Askeri Tıp Fakültesi Üroloji AD’da profesör kadrosuna atandı. 25’i uluslararası, 60’ı ulusal dergilerde yayınlanmış toplam 85 makale, ulusal ve uluslararası kongrelerde tebliğ edilmiş 67 bildirisi mevcuttur. Uluslar arası dergilerdeki 17 yayınına yapılmış 200’ün üzerinde atıf bulunmaktadır. Tıp mesleği uğraşısının büyük kısmını Üroonkoloji [Ürolojik organların (prostat, mesane, böbrek ve testis) kanserlerinin tanı ve tedavisi] ve Endoüroloji (Endoskopik ve laparoskopik aletler yardımı ile uygulanan, değişik teknolojilerin kullanıldığı ürolojik girişimler) oluşturmaktadır. Üroonkoloji Derneği, Ankara Ürologlar Derneği, Türk Üroloji Derneği ve American Urological Association (International member) üyesidir. GATA ve Askeri Tıp Fakültesi Üroloji AD’da öğretim üyeliğinden 18.03.2010 tarihinde kendi isteği ile ayrılmıştır. 22.03.2010 Tarihinden itibaren Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesine Üroloji AD Başkanı olarak atanmış olup, halen bu görevine devam etmektedir.
Devamı >>
Prof.Dr.İbrahim YILDIRIM
1967 yılında Gülek/Tarsus’da doğdu. İlk orta ve lise öğrenimini 1985 yılında Adana’da tamamladı. Yüksek öğrenimini 1985-91 yıllarında GATA Askeri Tıp Fakültesinde tamamlayarak Tıp Doktoru ünvanını aldı. 1991-1992 eğitim yılında GATA Stajyer bölüğünde stajyer tabip olarak çalıştıktan sonra 1992-1994 yılları arasında Buca Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Alayı’nda revir tabip ve baştabibi olarak görev yaptı. 1994-1998 yılları arasında GATA Üroloji Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamlayarak 1998 yılında Üroloji Uzmanı oldu ve aynı kurumda uzman olarak göreve başladı. Temmuz 1999-2001 yılları arasında J.Gn.Kom. Anıttepe dispanserinde görev yaptı. 2001 yılında GATA Üroloji A.D.’nda Yrd.Doç.’lik sınavını kazandı. Ekim 2001’de Paris Üniversitesi Henri Mondor hastanesinde Prof.Dr. C.Claude Abbou tarafından verilen Ürolojik tümörlerde laparoskopik girişimler operasyon ve kursuna katıldı. Nisan 2005 tarihinde yapılan doçentlik sınavını başarı ile tamamlayarak Üniversite Doçenti ünvanını kazandı. 2011 yılında Strasbourg'da katıldığı eğitim sonrası expert seviyesinde robotik cerrahi sertifikası aldı ve hemen sonrasında GATA Üroloji Anabilim Dalı’nda robotik ürolojik cerrahi alanında çalışmalarına başladı. 2012 yılında Profesör oldu. Halen GATA Üroloji A.D.’nda özellikle laparoskopik ve robotik ürolojik cerrahi alanlarında çalışmalarını yürütmektedir. İngilizce bilmekte, evli ve 3 çocuk babasıdır.
Devamı >>
Üroonkoloji Nedir?
Üroloji Erkek ve kadının idrar yolları ve organları ile erkek üreme organlarını konu alan ve bu sistemlerin hastalıkları ile uğraşan cerrahi tıp bilimidir. Ayrıca böbreküstü bezlerinin cerrahi tedavisi ve böbrek nakli de ürolojinin alanına girer. Üroloji, hem erişkin hem de çocuk hastalarla ilgilenir. Üroloji ana blim dalı 6 alt anabranşta hizmet sunmaktadır: 1.Üro-onkoloji (Kanserler) 2.Çocuk Ürolojisi (Pediatrik Üroloji) 3.Kadın Ürolojisi (Ürojinekoloji) 4.Androloji ve İnfertilite (Erkek Cinsel Sağlığı ve Kısırlık) 5.Endoüroloji 6.Nöroüroloji Üroonkoloji Böbrek, mesane, prostat, testis kanserleri başta olmak üzere diğer ürolojik organların kanserleri ve BPH ile ilgilenen üroloji alt bölümüdür. Üroloji hastalarının en fazla yoğunlaştığı alt branşını oluşturmaktadır. Ürolojik kanserler erken teşhis edildiğinde tedavisi mümkün olmakta ve yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Bu yüzden her türlü idrar bozuklukları, idrardan kan gelmesi(özellikle ağrısız pıhtılı kanama olması), yumurtalıklarda ağrısız şişlik olması, idrarda kanama ile beraber kilo kaybı ve karın yan boşluklarında ağrı olması durumlarında hiç beklemeden üroloji kliniğine başvurulmalıdır.
Devamı >>
BPH'da girişimsel tedavi seçenekleri
Girişimsel Tedavi BPH’lı olguların büyük bölümünün tedavisinde açık prostatektomi ve TURP altın standart olarak kabul edilmesine karşın hala ciddi yan etkilere sahiptir. Bu nedenle son iki dekatta pek çok alternatif tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine tanık olmaktayız. Her ne kadar kardiyak veya pulmoner komorbiditesi olanlar, antikoagulan tedavi alanlar, TURP veya açık ameliyat istemeyenler için bir seçenek gibi geliştirilmiş olsa da günümüzde; minimal invaziv girişimler açık prostatektomiye, TUR’a, ve hatta uzun süren medikal tedavilere ciddi rakip olma yolundadır. Hafif Girişimler: Yakınmaları fazla olmayan veya ameliyat için yüksek riski taşıyan, düşkün, kanama riski fazla olanlarda tercih edilebilecek yöntemlerdir. -Prostatik stentler; spiral boru şeklinde, idrar kanalını açık tutmak amacıyla prostat içinden geçen idrar yoluna yerleştirilen gereçlerdir. Anestezi gerektirmezler ancak özellikle uzun süreli kullanımda sık sorun çıkarmaları en önemli dezavantajdır. -Transüretral balon dilatasyon; dar bölgede, uygun çaplı bir balon şişirilmek suretiyle idrar akımı sağlanmaya çalışılır. -Kateterizasyon ya da sonda uygulaması; yine ciddi tıbbi sorunları nedeniyle diğer tedaviler uygulanamayan, kısa yaşam beklentisi olan hastalarda idrar tıkanıklığını gidermenin bir yolu olabilir. Sonda mesanede sürekli kalabilir veya 6-8 saatte bir aralıklı olarak takılıp çıkartılabilir. Cerrahi Yöntemler: İlaç tedavileri yetersiz kaldığında, tıkayıcı prostat dokusunun çıkartılması diğer bir ifade ile cerrahi tedaviler gündeme gelecektir. Ayrıca, böbrek işlevlerinde bozulma meydana gelmesi, tekrarlayıcı idrar yolu enfeksiyonları, hiç işeyememe, idrar kesesinde taş, ciddi ve tekrarlayıcı kanamalar olması durumlarında cerrahi tedavi zorunlu hale gelir. Cerrahi dışı yöntemlerle karşılaştırıldığında idrar yakınmalarında düzelme şansı daha fazladır. Ancak, cerrahi tedavilerin risk ve istenmeyen durumlara yol açma olasılığı daha yüksektir. Selim prostat büyümesi için uygulanan tedaviler diğer yöntemlerde olduğu gibi prostat kanserini tedavi etmez ve daha sonraki kanser gelişimi riskini azaltmaz. Büyüyen prostat üretral yolla (transüretral rezeksiyon-üretradan geçerek prostatın çıkarılması) yada açık cerrahi girişimle çıkarılır. Cerrahi yöntem prostatın büyüklüğüne ve hastanın sağlık durumuna göre belirlenir. Prostatektomi terimi aslında yapılan işlemin tam karşılığı değildir. Yapılan işlem idrar yolunu tıkayan prostat kısmının çıkarılması yani adenomektomidir (adonomların alınması). Gerçek prostat ve fibröz kapsül çıkarılmaz. Tüm prostatın çıkarılması (radikal prostatektomi) sadece prostat kanserlerinde uygulanır. BPH nın cerrahi tedavisi için kullanılan temel yöntemler şunlardır: 1-Açık prostatektomi: Açık cerrahi yöntem prostatın büyüklüğü ile ilgilidir. Genellikle 60 gr'dan büyük prostatlarda uygulanan bir yöntemdir. Abdominal veya perineal insizyonla adenom dokusu çıkartılır. Açık prostat ameliyatı büyük prostatı olan hastaların tedavisinde etkinliği en yüksek olan tedavi şeklidir. Buna karşın komplikasyonları da daha fazladır.Ayrıca, BPH ile birlikte büyük bir mesane taşı varlığında veya kapalı ameliyatlar için pozisyon vermeyi engelleyebilecek ortopedik sorunlar bulunduğunda yine açık ameliyat tercih edilebilir. Açık operasyonda karnın alt bölgesinden kesi yapılarak prostat çıkartılır. Operasyon sonrasında hafif-orta şiddette ağrı olabilir. İdrar sondası çoğunlukla 5-7 günde çekilir ve bu süre içinde hastanede kalınması gerekmektedir. 2-Kapalı Prostat Ameliyatları: Gerek hastaların doktora daha erken başvurması ve erken dönemde tanı konması ve gerekse endoskopik yöntemlerin çok büyük gelişmeler göstermesi cerrahi tedavilerin büyük çoğunluğunun kapalı girişimler şekline dönmesini sağlamıştır. Kapalı ameliyatlar, idrar yolundan içeriye girilip kamera görüntüsü yoluyla doğrudan gözlem altında özel aletler kullanılarak uygulanan girişimlerdir. Cerrahiden sonra erken ve geç dönemde bazı geçici veya kalıcı sorunlar olabilmektedir. TURP sonrası erken dönemde kanama ve enfeksiyon; açık operasyon sonrasında buna ek olarak yara iyileşmesinde sorunlar görülebilir. Geç dönemde ise ejakülasyon sıvısının (meni) mesane içine geri kaçması, ender olarak idrar kanalında darlık veya penis sertleşmesinde (ereksiyon) zayıflama gözlenebilir. Transüretral rezeksiyon (TUR-P): Üretradan endoskopik cihazlarla girilerek prostat dokusu kazınır. BPH tedavisinde en yaygın olarak kullanılan cerrahi yöntemdir. Bütün kapalı ameliyatlarda olduğu gibi idrar kanalından içeriye girilerek büyümüş prostat dokusu küçük parçalar halinde kesilip çıkartılır. Açık ameliyat kesisi olmadığından idrar sondasının çıkarılması ve hastanede kalma süresi birkaç günle sınırlıdır. İdrar yakınmaları, hastaların TURP ile yaklaşık %90’ında, açık ameliyat ile ise %95’inde önemli ölçüde düzelme göstermektedir. Transüretral insizyon(TUIP): Prostat hacmi küçük fakat ciddi idrar tıkanıklığı yakınması olan hastalarda tercih edilmektedir. TUIP’te prostat dokusu kesilerek çıkartılmaz, bunun yerine mesane boynuna ve prostat içine bir veya iki adet küçük çizik yapılarak idrar kanalı genişletilir. Transüretral vaporizasyon(TUVP): idrar yolundan içeriye girildikten sonra TURP işleminde olduğu gibi dokuların kesilerek çıkartılması değil elektrik enerjisi kullanılarak buharlaştırılması ile uygulanan yöntemdir. Kanama ve vücutta sıvı birikimi riski azdır. 3-Lazer Ameliyatları: Büyümüş prostat dokusunun cerrahi olarak tedavi edilmesinde kullanılan enerjilerden bir tanesi de lazer enerjisidir. Lazer kullanılarak yapılan ameliyatlar kapalı, diğer bir ifade ile endoskopik, prostat ameliyatlarına çok benzer yöntemler ve aletler kullanılarak uygulanmaktadır. Yöntem tanımları kullanılan lazer enerjisi türüne göre farklılık göstermektedir. İki teknik diğerlerine göre daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunlar, Holmium lazerle prostat ameliyatları (HoLAP ve HoLEP) ve yeşil ışık (greenlight) olarak bilinen fotoselektif prostat buharlaştırmasıdır (PVP). HoLAP ve HoLEP, Holmium lazer enerjisi kullanılarak prostatın buharlaştırılması veya kesilerek dışarı alınması şeklinde uygulanan yöntemlerdir. Daha az kanamaya yol açması, iyileşme süresinin kısa olması ve büyük prostatlara da uygulanabilmesi avantajlarıdır. Greenlight, HoLAP tekniğinde olduğu gibi yüksek enerjili lazer ile prostatın buharlaştırılması esasına dayanmaktadır. Kanama riskinin azlığı ve kısa hastanede kalış süresi en önemli avantajları olarak ileri sürülmektedir. Greenlight, BPH' ın cerrahi tedavisi için uygulanan geliştirilmiş yeni bir sistemdir. Bu teknoloji, BPH tedavisinde TUR-P tekniğinin başarısı ile yan etkisi çok az olan lazer uygulamasını bir araya getirerek tedavi sunar. Greenlight ile prostat ameliyatları prostat büyüklüğüne göre değişmekle birlikte ortalama 30-45 dakikada yapılabilmektedir. Lazer ışınları prostatın dokusuna yöneltilerek çabuk ve non-invazif bir şekilde prostatı kansız bir şekilde buharlaştırır. Hastalar operasyon sonrası normal vücut fonksiyonlarına kısa sürede geri dönebilir ve cinsel performansları ile ilgili problem yaşamazlar. Prostat ameliyatı ister kapalı ister açık olsun, amaç ortasından geçen idrar yolunun açılması ve hastanın rahat idrar yapmasının sağlanmasıdır.
Devamı >>
Prostat kanseri nedir?
Prostat Kanseri Nedir? Prostat kanseri de diğer kanser türleri gibi vücuttaki normal hücre büyümesinin bozularak sonuç olarak tümör adı verilen bir doku kitlesi oluşturması durumudur. Tam olarak sebebi bilinmese de, yaş, ırk ve genetik faktörlerin büyük rol oynadığı tespit edilmiştir. Prostat büyümesi genellikle iyi huylu bir tümör olarak büyüme şeklindedir. Bu nedenle kişiler genellikle işeme ile ilgili sorunlarla karşılaşınca bir doktora başvurmaktadır. Belirtilerin meydana gelmesi iyi huylu prostat büyümesinde sosyal yaşamı etkileme dışında önemli bir sağlık sorununa yol açmayabilir. Ancak derecelendirilen şikayetler hafif, orta ve şiddetli olarak sınıflandırılır. Prostat muayenesi, kan testleri ve gerektiğinde yapılan prostat iğne biyopsisi ile iyi huylu olduğu düşünülen prostat büyümesinde, şikayetlerin derecesine göre hastaların takibi, ilaçla ya da cerrahi ile tedavisine karar verilmektedir. Ancak prostat kanserinde (kötü huylu prostat tümörü) yukarıda belirtilen klinik belirtilerin hafif ya da şiddetli şekilde oluşması, kanseri tamamen kontrol edecek tedavinin yapıldığı erken evrenin geçirilmiş olduğu dönem anlamına gelebilir. Bu nedenle 50 yaşın üzerinde her erkeğin, yukarıda belirtilen sıkıntılar olsun ya da olmasın, yılda bir kere mutlaka doktor kontrolüne (prostat muayenesi ve kanda PSA testi için) gitmesi önerilmektedir. Eğer I. derece akrabalarında (baba, erkek kardeş gibi) prostat kanseri olan kişilerde sözü edilen yıllık kontrollerinin 45 yaşından itibaren başlanması önerilmektedir. Zira 1. derece akrabalarında prostat kanseri olanlar erkeklerde prostat kanseri görülme riski, normal toplum oranlarına göre, 2-6 kat arasında artmaktadır.
Devamı >>